Öğr.Gör.Nurhayat VAROL- Kişisel Web Sayfası

NESLİ TÜKENESİ CORONA

15
Nisan
2020

Nesli tükenesi Corona bizi bizden aldı. Bizi bizden uzaklaştırdı. Organlarımızı bile birbirinden uzaklaştırdı.

Evden hiç çıkmadığımız halde, sürekli temizlik yaparken temizlik malzemesi içerisinde olan ellerimizi dahi yüzümüze dokundurmaya korkar olduk.

Kendi aracımıza içimize sinerek dokunmayı özledik.

Ev halkı yakın oturmayı özledik.

Her dokunduğumuz eşyadan korkar olduk.

Asansör gibi küçük kapalı alanları kullanmaya korkar olduk.

Evden günlerce çıkmayınca, biriken ihtiyaç için alışverişe gitmek kâbus oldu.

>> Devamını okuyun

UZAKTAN SINAV YAPILMASINDA VİCDANIM RAHATSIZ

07
Nisan
2020

Dünyada gelişmiş ülkelerde üniversitelerin önemli bir bölümü uzaktan eğitim yöntemlerini etkin bir biçimde kullanmaktadırlar. Bu modeller artık bilinmekte ve Türkiye’de de bazı üniversitelerimiz uzaktan eğitim yöntemleri ile eğitim ve öğretimleri sürdürmektedirler. Türkiye’de1970’li yıllarda “Mektupla Öğretim” gibi hafife alınmış bir isimle başlayan uzaktan eğitim, hiç de sistematik çalışmıyordu. Ders materyali sadece kitaplardı. Görsel olmayan kitaplar bazen sınavlardan sonra kayıtlı öğrencilerin eline geçiyordu. Devamında 1982 yılında fırsat eşitliği ilkesiyle Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi kuruldu. 2-3 yıl sonra İlköğretimde görev yapan öğretmen okulu mezunu öğretmenler için yine Anadolu Üniversitesinin uzaktan eğitim metodu ile lisansa tamamlama eğitimlerini başlattı. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi devamında ön lisans ve lisans eğitimlerine başladılar.

>> Devamını okuyun

KORONA HAYAT TARZIMIZI DİZAYN EDİYOR

31
Mart
2020

Birkaç ay önce deselerdi ki bir virüs çıkacak ve bütün dünyayı sararak ölümcül sonuçlara götürecek, hastalığa yakalanma korkusu ile birçok insan evlerine kapanacaklar, bilmem kaç kişi inanırdı.  “Haydi be o da ne?” der geçerdik. Evet zaman zaman dünyayı saran gribal enfeksiyon ile karşı karşıya kalmıştık. Sars, kuş gribi, domuz gribi, gergedan gribi gibi. Zaman zaman belki 3-5 gün bizi evde yatırdı, hatta vitamin serumu almak ya da ateş düşürebilmek için hastanelere, sağlık kuruluşlarına gidip 1 saat gibi kalarak serum alıp evimize dönerdik. Antibiyotik tedavisi ve dinlenme ile 3-5 günde gribi üzerimizden atar, normal hayatımıza dönerdik.

Ne zaman geçeceğini, ne zaman biteceğini, ne kadar süreceğini hatta bitip bitmeyeceğini bilmediğimiz bir sürece girdik. Gün gelir normal hayatımıza dönsek de belki ömrümüzün geri kalan kısmında yeni bir yaşam biçimimiz olacaktır. Karantina günleri ileriki günlerde inşallah kalkacaktır ama bu kadar yakın temas belki olmayacak, belki sosyal yaşamımıza başka şekil vermek zorunda kalacağız.

>> Devamını okuyun

KAHROLASI CORONA

25
Mart
2020

Corona Virüsü küresel korkumuz, küresel paniğimiz, küresel ekonomik sıkıntımız, küresel sosyal sıkıntımız gibi ortak faktörlerde ortak paydamız oldu.

Olmaz olası Corona nasıl da bütün dünyayı aynı paydada buluşturdu.

Olmaz olası Corona bazen güldüğümüz, bazen kızdığımız, bazen yapmayın ya bu kadar da olmaz dediğimiz siyasi çekişmeleri unutturdu.

Olmaz olası Corona koşturmaca hayatımızı özletti.

Olmaz olası Corona özgürce dışarıya çıkışımızı özletti.

Olmaz olası Corona bazı ürünleri market raflarında görmeyi özletti.

>> Devamını okuyun

EĞİTİMİ KORONA VİRÜSÜ VURDU

19
Mart
2020

Fırat Üniversitesi’nin Bahar Yarıyılı 17 Şubat 2020 günü başlayacaktı. Ancak, 24 Ocak 2020 Elazığ depreminden dolayı  açılış tarihi ertelendi. Yaklaşık 5 hafta sık sık artçı ya da şiddeti düşük yeni depremler oldu. Artık öyle oldu ki psikolojik olarak her an sallanıyor hissine kapıldık. Deprem ile sallandık mı diye gözlerimizi avizelerden alamadık.

27 Ocak tarihinde yapmamız gereken ama deprem nedeniyle yapamadığımız bütünleme sınavlarını 17 Şubat tarihinde yaparak eğitime başladık.  Elbette deprem korkusu, kaygısı üzerimizdeydi. Evleri hasar gördüğü için ailece evlerinden çıkan sıkıntı yaşayan öğrencilerin deprem hikayelerini dinleyip nasıl yardımcı olabiliriz diye düşünürken, depremde o kaçış anlarını, depremde çöken evlerin altında çıkarılan insanların sağ kurtarılmalarını umut ederek bekleme heyecanını, her cansız beden çıkarılırken hissedilen hüzünü, sonradan hasarlı evlerinin yıkılışlarını kendileri de yıkılarak izleyen çaresiz insanları görmek yüreğimizi sızlattı,  ruhumuza işledi. Hatta deprem manyağı mı olduk derken, geldi geldi gelmez olası corona virüs…

>> Devamını okuyun