Öğr.Gör.Nurhayat VAROL- Kişisel Web Sayfası

BABAMA ÖZLEM

13
Mayıs
2020

Mayıs ayını sevmeyen yoktur sanırım. Doğa’nın en güzel hali, toprağın uyandığı, insanların dağda, kırda, bayırda çiçeklere, böceklere hayranlıkla baktığı, çocukların hafta sonları piknik alanlarında neşe dolu görüntülerinin olduğu ve cıvıl cıvıl işitilen sesleri, güllerin dallarında tomurcuk görüntüleri, kışın yükünün silkelendiği ay işte Mayıs ayı.

Mayıs ayını ben daha çok severim çünkü evimize bahar güneşini taşıyan canparem oğlum Serkan’ımın doğum günü yine Mayıs ayında.

Mevsimsel alerjime rağmen Mayıs ayını severim. Yaşam sevinci sarar. Ancak Mayıs ayı yakın kayıplarımızın adeta yaprak dökümünün olduğu ay oldu. Şimdi duygularım karmaşık. 8 yıl önce Mayıs ayını çok seven, kayınvalidemi Mayıs ayı sonunda toprağa verdik.

>> Devamını okuyun

ÖZGÜRLÜĞE KOŞARKEN HÜSRANA UĞRAMAYALIM

06
Mayıs
2020

Halen korona virüs endişesi ile yaşıyoruz. Herkes birbirine mesafeli durmak zorunda kaldı. Elimiz yüzümüze yabancı, organlarımız birbirinden korkar oldu.

16 Mart tarihinden itibaren alınan bazı önlemler ile birlikte bilinçli insanlar önlem amaçlı uygulanan kısıtlamalardan önce zaten kendi önlemlerini alarak kısıtlamaya gittiler. Dış teması kestikleri gibi aile içerisi sosyal mesafeye de dikkat ettiler.

65 yaş üstü insanların 45 gün kapalı alanda kalmaları birçok insan için elbette kolay olmadı. Evlerinde uğraşı bulamayanlar belki dört duvar arasında kalanlar için oldukça sıkıcıydı. Ancak evde kalmayı fırsata çevirenler, belki evlerinde bunalmadılar. Elbette sıkılanlara da hak vermemek mümkün değil. Yaşam koşulları, barındıkları evler, ekonomik sıkıntılar, kültürel durum, evlerindeki yalnızlıklar, bazı belirsizlikler, kültürel yapı gibi bazı etkenler sıkılmayı daha da tetikleyebilir.  Ancak zorunlu olarak evde kalmak zorunda olduğumuzun bilincinde olmamız gerekiyor.

>> Devamını okuyun

CORONA’YI BİZE UNUTTUR ALLAH’IM

29
Nisan
2020

Korona korona neler yaptın sen. Gözle görülmez virüs olarak taaaa Çin’de doğdun. Bütün Dünyayı esir aldın. Kim derdi ki bütün dünyada yaşayan insanlar aynı zamanda evlerine kapanmak zorunda kalacaklar, kim inanırdı? Tıp ve teknolojinin ilerlediği çağdayız virüs bu kadar etkili olamaz, sarmaz derdik, ama Dünyayı öyle bir sarmaladı ki artık aile bireyleri birbirinden uzak kalmak zorunda kaldık.

Dostlarımızı özledik, arkadaşlarımızı özledik.

Aynı şehirde yaşadığımız kardeşlerimizi görmeyi özledik.

İş yeri arkadaşlarımızı özledik, işyerimizi özledik.

Özgürce alış veriş yapmayı özledik, alış verişte özgürce ürünlere dokunmayı özledik.

Özgürce dışarıya çıkmayı özledik, hafta sonları özgürce Hazar gölü sahilinde çay içmeyi özledik.

Zamanı planlı kullanmayı özledik.

>> Devamını okuyun

ÇOCUKLUĞUMDAKİ 23 NİSANLARI ÖZLEDİM

22
Nisan
2020

TBMM’nin açılış tarihi 23 Nisan 1920’dir. İşte bu tarih öyle güzel bir tarihtir ki her yıl 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır.  Günün isimlendirmesi ne kadar anlamlıdır. Egemenliğin kelime anlamı yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik, ulusun yönetme yetkisine sahip olması demektir. Çocuk bayramında bu kavramın çocuklara hissettirilmesi ne kadar da güzel!  Çocukları bir milletin geleceği olarak tanımlayan Ulu Önder Atatürk, onlara en güzel hediyeyi vererek kendilerine verdiği önemi yinelemiştir. Atatürk’ün çocuklara hediye ettiği  bu bayram dünyada ilk defa  ülkemizde kutlanmıştır.

23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’nin açılış günü ulusal bayram olarak kabul edilmişti. Önce 23 Nisan Çocuk Bayramı adını alan bu bayram, daha sonra Milli Hâkimiyet Bayramı ismiyle birleşerek, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adıyla anıldı. Bu yıl bu özel günün 100.yıl dönümü olarak kutlanmaktadır.

>> Devamını okuyun

NESLİ TÜKENESİ CORONA

15
Nisan
2020

Nesli tükenesi Corona bizi bizden aldı. Bizi bizden uzaklaştırdı. Organlarımızı bile birbirinden uzaklaştırdı.

Evden hiç çıkmadığımız halde, sürekli temizlik yaparken temizlik malzemesi içerisinde olan ellerimizi dahi yüzümüze dokundurmaya korkar olduk.

Kendi aracımıza içimize sinerek dokunmayı özledik.

Ev halkı yakın oturmayı özledik.

Her dokunduğumuz eşyadan korkar olduk.

Asansör gibi küçük kapalı alanları kullanmaya korkar olduk.

Evden günlerce çıkmayınca, biriken ihtiyaç için alışverişe gitmek kâbus oldu.

>> Devamını okuyun