Öğr.Gör.Nurhayat VAROL- Kişisel Web Sayfası

POLİS HAFTASI

09
Nisan
2014

Osmanlı zamanında yeniçeriler güvenliği sağlıyordu. Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından sonra bu görevi zabıtalar üstlenmişlerdi. Zabıtaların görevleri sürecinde karışıklıklar yaşanmaya devam etmişti. Ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütüldüğü için karışıklık hızla devam etmekteydi. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak için çalışmalar yapılmıştı. Bu çalışmaların sonucunda zabıta olarak nitelenen teşkilat 10 Nisan 1845 tarihinden itibaren ilk polis teşkilatı olarak İstanbul’da kuruldu. Bu çalışmalardan sonra dahi polis hizmetleri Yeniçeri Ağalarından sonra Serasker ve polis adını taşıyan teşkilat ile yürütülmüştür.

Halkın huzur ve güven içerisinde yaşamını sağlamak için Emniyet güçlerine büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Güvenlik tedbirlerinin teknolojik anlamda en üst düzeyde sağlandığı gelişmiş ülkelerde dahi birçok kriminal olayın cereyan ettiğini düşünürsek, sadece teknolojik tedbirler alarak asayişin sağlanamayacağını görüyoruz. Huzur ve güvenin sağlanmasında emniyet mensuplarına büyük görev ve sorumluluk düştüğü gerçeği göz önündedir.

Polislik mesleğinin yetkilerini bulundukları ülkelerin kanun ve yasaları belirler. Ancak ortak olan görev ve anlayış; halkın can ve malını korur, kanunların verdiği görevleri yapar, bir ülkenin güvenliğini ve düzenini sağlar. Verilen yetkilerin temelinde kamu otoritesi ve kamu yararı, sosyal yardım, olayları engelleme ve bastırma, devletin yürütme organlarına yardım gibi çok fazla ve çeşitli görevleri vardır. Zaten kendi alanlarında çeşitli olmasından kaynaklı emniyet farklı şube birimleri adı altında görev yapmaktadırlar.

Her yıl 10 Nisan tarihinde başlayan bir haftalık süreç Polis Haftası olarak kutlanmaktaydı ancak, bu süre son birkaç yıldan beri değişti.Kurum ve toplum içerisinde çeşitli etkinliklerle günün, mesleğin anlam ve önemi vurgulanmaktadır. Özellikle çocuklar arasında  bazı meslekler, özenilen bir meslek ya da korkulan bir meslek olarak hafızalarda yer almaktadır.  Örneğin; küçük yaşlarda çocuklara ne olacaksın diye sorulduğunda “polis olacağım” cevabını verdiklerini sık işitiyoruz. Taşıdıkları silahtan dolayı polisleri güç sembolü olarak görmeleri etkin olabilir. Olaylara el koymaları, polisleri güçlü görmelerine neden olabilir.  Çocukların bazı yaşlarında da polisler onlar için aksine korku sembolü oldular. Görsel medyada bazı olaylarda polislerin olaylara müdahale etmesi, güç kullanması, kaba kuvvete dayalı meslek olarak görmelerine neden olabilmektedir. Bazı ailelerin çocuklarını herhangi bir şeye ikna edebilmeleri için korkutma amaçlı “bak polis amcayı çağırırım, alır seni götürür” dediklerini sıkça duyardık. Bazı olaylar ve ailelerin tehditleri çocukların polislere ve polis mesleğine karşı negatif bakışlarına neden olmuştur.

İlerleyen yıllarda emniyet teşkilatının halk ile bütünleşmeye yönelik etkinlikler yaptıklarına şahit oluyoruz. Eskiden halkımız, polis denildiğinde tedirgin olabiliyordu. Suratı asık, sert davranışlar sergileyen, eğitim düzeyi yeterli olmayan polislerin bir kısmı, o dönemlerde halk üzerinde olumsuz bir tablo oluşturabiliyordu. Bu intiba süratle değişti ve son yıllarda kültürlü, vatandaşa saygılı, vatandaşın isteklerini en kısa sürede yapmak için çaba sarf eden emniyet mensuplarının sayılarının oldukça arttığını görüyoruz. Bu değişimin daha da olumlu sonuçlar vereceğini tahmin ediyorum.

Polis yetiştiren okulların sayısı  son yıllarda artırıldı. Artık polislerin büyük bir bölümü iki yıllık Polis Meslek Yüksekokulu mezunlarıdır. Diğer taraftan Ankara’daki Polis Akademisi, emniyet camiasının amirlerini yetiştiren güzide bir kuruluşumuzdur. Mümkün olduğunca emniyet mensuplarının eğitim ve öğretim düzeylerini üst düzeylere çekmek için, meslek yüksek okulu haricinde eğitim ve öğretimi 4 yıl süren Polis Yüksekokulları kurulabilir. Polislerimizin yabancı dil bilmelerini sağlamak için de bu yüksekokullar için hazırlık sınıfları açılabilir.

Elazığ 1.Sınıf Emniyet Müdürü Sayın Feyzullah Arslan Elazığ’da görev yaparken başlattığı bazı kampanyaların halk tarafından ne kadar benimsendiğini, halkın emniyet teşkilatına ne kadar yaklaştığını, amirlerin bir o kadar güven kazandığını, dolayısıyla halkın desteğini alan kurumun ne kadar başarılı olduğunu anımsıyorum. Bazı sloganlar halk üzerinde ruhsal ve davranışsal değişiklikler yapmıştı.

Hatırlayabildiğim kadarıyla bazı etkinlikleri paylaşmak istiyorum. “Size Yardımcı Olabilmemiz için Bize Yardımcı Olun.” Sloganıyla yola çıktılar. “Bıçağı Bırak Kalemi Al” sloganını uygulamaya dökerek, bir çok genç için yaşam şekillerinin değişimine vesile oldular. “Polis Vatandaş Elele”, “Eğitim Amaçlı Kitap Çalışmaları” kampanyalarını titizlikle uyguladılar. Sürücüleri bilgilendirmek, bilinçlendirmek, trafik kültürünü yerleştirmek amacıyla; “Elazığ’da iki bin bir, Trafik Tedbir, Uymayanlara Tekdir, Uyanlara Takdir, Takdirin Kaynağı Eğitimdir” söylemleriyle bir şehirde beklentiler yerine getirilmişti. Bazı yörelerde çevrelerindeki konuşmaların etkisinde kalan çocukların polislerimize taş attıklarını biliyoruz. Polislerimiz ne yaptı? Yıkanmış o küçücük beyinleri kazanmak adına onlara karşı müşfik davrandı, taş atan eller şekerler ile dolduruldu. Bu yaklaşım da güzeldi.

Her yıl 10 Nisan Polis Teşkilatının kuruluş yıldönümü olarak kutlanıyor. Bu yıl 169 ıncı kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Tüm emniyet mensuplarımızın kuruluş yıldönümlerini kutlar, emniyet mensuplarımızın halka huzurlu günler yaşatmaları bağlamında, özverili davranışlarını sürdürmelerini diliyorum.

Etiketler

Yorumlar

Yorum Yapın !

Yorum yapmak için oturum açmalısınız.