Öğr.Gör.Nurhayat VAROL- Kişisel Web Sayfası

PARTİZANLIK

17
Mart
2009

29 Mart’ta yerel seçimler yapılacak ve partilerin başarılarını hep birlikte göreceğiz. Seçmen bir partiye oy verirken çok farklı düşünceler taşıyabilmektedir. Bilinçli seçmen eminim ki gerçekten hizmet alacağını düşündüğü adaya oy verecektir. Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki bu seçimde de birçok seçmenin oyunu başkaları istedikleri biçimde yönlendirebilecektir.

 

Özellikle okur-yazarlığı olmayan, eğitim görmemiş ve ekmeğe muhtaç bir vatandaşın bilinçli oy kullanabileceğini beklememeliyiz. Ekmeğe muhtaç bir seçmen önce karnını doyurmayı düşünmek mecburiyetindedir. O nedenle de kendisine ekmek ve aş veren ne diyorsa, onun işaret ettiği adaya oy verecektir. Diğer taraftan bir de aşiretlerin durumları vardır. Aşiret yönetiminin nasıl olduğunu, ancak bu sistem içerisinde yaşayanlar bilir. Aşiret reisi ne emrediyorsa, aşiret mensupları ona uymak zorundadır. Bu yüzdendir ki bazı aşiret reisleri çok güçlüdür ve hangi partiden aday olursa, seçmeni o partiye kayacaktır.

 

Bazı adayların geçmişini araştırdığınızda, dedelerinden kalan mirası kullandıklarını görürsünüz. Zamanında ağa, aşiret reisi veya şeyh olanların torunları şanslıdır. Çünkü önlerinde bir seçmen potansiyeli vardır ve seçmenlerinin oylarını istedikleri biçimde kendileri yönlendirebileceklerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bazı adaylara baktığınızda da çok daha ilginç durumlarla karşılaşabilirsiniz. Örneğin aile fertleri iş bölümü yaparak, farklı partilere çalışabiliyorlar. Bunun sonucu olarak da kendilerinden kim hangi partiden kazanırsa kazansın, yönetim ellerindedir.

 

“Partizanlık nedir?” diye bana soracak olursanız, şöyle cevaplarım. Partizanlık taraflarına menfaat sağlamaktır. Ancak kendinden olmayanları ise ortada bırakmaktır. Devletin hizmetlerini götürürken bile, kendilerine o yöreden gelen oylara bakarak hizmet veren belediye başkanları olmadı mı? Seçim sonrasında oyların dağılımına bakarak, oy almadıkları mahallelere doğru dürüst hizmet vermeyen birçok belediye başkanına rastlarsınız. Bu ikiliği yaratan bazı belediye başkanları da yüzleri kızarmadan hemen seçim sonrasında verdikleri demeçlerde “Herkesin başkanı olduğunu” beyan ederler. Ancak bu ifadelerini sonradan unuturlar.

 

Partizanlık nedeniyle sonrasında çok ilginç olaylar da yaşanabilmektedir. Seçim sırasında adayın yanında ayrılmayanlar, destek verdikleri adayın seçimi kazanması durumunda da taleplerini sıralamaya başlarlar. Başkanım “çok iyi çalıştık, sadece ben size şu kadar oy topladım” diye öğünürler. Bu cümleden de anlaşılacağı gibi, şayet seçmen bilinçli olsa, bir başkasının yönlendirmesine kanıp da oyunu istemediği bir adaya verir mi?

 

Başkana oy kazandıran ya da en azından oy kazandırdığı görüntüsü veren bir seçmen, artık bu kozu çok iyi kullanmaya başlar. “Başkanım yeğenime iş, başkanım oğlum boşta, başkanım evimin önüne asfalt” türü istekleri bir türlü bitmez. Belediye başkanı da diyet borcunu öder ama bir türlü sonu gelmez.

 

Ta ki seçmen bilinçlenip özgürce kendi oyunu kime vereceğini kendisi belirleyebilene kadar, bu tür manzaraları çok göreceğiz.  Eğitimsiz, zavallı kişilerin oyları, bazı kurnaz ve düzenbaz kişilerce kullanılmaya ve partizanlık da bazı kişilerin menfaat kapısı olmaya devam edecektir

Etiketler

Yorumlar

Yorum Yapın !

Yorum yapmak için oturum açmalısınız.