Öğr.Gör.Nurhayat VAROL- Kişisel Web Sayfası

GÜNEŞİ GÖRDÜM

30
Mart
2009

Mahsun Kırmızıgül’ün yönetmenliğini yaptığı “Güneşi Gördüm” filmini mutlaka seyredenleriniz olmuştur. Basından bu film için farklı yorumlar yapılmaktadır. Ben de kendi penceremden bu filmi ve bazı gerçekleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Görüşlerimi yazarken de deneyimlerimi kullanacağım. Çünkü zaten Doğu Anadolu Bölgesinde yaşıyorum ve kaldı ki yüksek öğrenimimi yaparken Diyarbakır’da ve geçen yıl da Siirt’te bulunmuştum.

Filmi yorumlayanlar farklı pencereden bakıyorlar. Filmi seyredenlerle konuştuğumuzda, bazıları PKK terör örgütünün reklamının yapıldığını ileri sürmektedir. Bir kısım vatandaş da aksini iddia etmektedir. Bir film içerisine birçok sosyal unsurlar monte edilmiştir. Kültür farklılığının sıkıntılarından tutun da yurdundan uzaklaştırılanların Norveç’te yaşamış olsalar bile mutsuzluğunu, ya da travestiye varan cinsel ayrımcılığı dillendirmektedir. Sosyal statü çatışması, kültür çatışması, cinsiyet kimlik kargaşası, kardeşi kardeşe vurduran sistem ve devamında gelen felaketlerin işlendiği film “Güneşi Gördüm” filmi!

Bugün bölgede hem asker hem de terör örgütü içinde bulunan kardeşlerin varlığını inkar etmek mümkün olabilir mi? Bu yüzden nasıl davranması gerektiğine karar veremeyen birçok aile bulunmaktadır. Hatta devlet nasıl olsa daha vicdanlı davranır düşüncesinden, korkularından terör örgütüne yardım etmeyi tercih eden vatandaşlar yok mu? Bölgede özellikle de kırsal kesimlerde yaşayan kadınların ne kadar cahil bırakıldıkları, bir eşya gibi muamele gördükleri bilinmektedir. Kız çocuğu olması nedeniyle ortada bırakılan ve üzerlerine kuma getirilen birçok kadına daha doğrusu Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun bir çok kesiminde rastlanılmaktadır.

Köylerinden uzaklaştırılan birçok aile mecburiyetten diğer illere ya da yurt dışına göçmek zorunda kalmıştır. Gittikleri yerlere uyum sağlamak, onlar için çok azap verici olabilmiştir. Büyük şehirlerde varoşlarda alıştıkları yaşamları sürdürmeye çalışırken, kültürel değişime ayak uyduramamış ve bu yüzden sancılı bir yaşam sürdüren gençlerin, çevrelerini nasıl huzursuz ettiklerinin birçok örneklerini medyadan duymuyor muyuz?

Her etnik gurup kendi dışındakilere yaşama hakkı tanımazsa, huzursuzluk çıkar ve olaylar durmaz. Hele bir de diğer dış ülkelerin oyununa gelen bireyler olunca, bu işin içinden çıkmak imkansızlaşır. Türk ve Kürt vatandaşlar bin yılı aşkın bir süredir bir arada yaşayabilirken, bu iki toplumu birbirine düşürmek, akan kandan rant sağlayan kişilerin ya da devletlerin işine gelir. Bölgede terör nedeniyle harcanan rakam 300 milyar dolar. Bu para ile bölgede neler yapılmazdı ki?

Film ülke gerçeklerini dile getiriyor. Yöre içerisinde yaşayanlar b u durumu çok iyi bilir. Akan kanın durdurulmasının, birçok ülkenin işine gelmediği de muhakkak. Annelerin göz yaşları dökülüyor, gencecik filizler toprağa veriliyor ve maalesef bu karşılıklı kin ve nefret de gittikçe büyüyor.

Şimdi kış ayları ve terör olayları yavaşlamış görülüyor. Bahara girdik ve gene çarpışmaları duyacağımız endişesini herkes taşıyor. Oysa bu iki toplum, eskiden olduğu gibi gene bir arada huzur içerisine yaşayabilir. Devlet bölgenin ihtiyaçlarını, fakir ve fukaralığı azaltmak için bölgede büyük projeler başlatabilir. Gerçi projelerden söz edilmekte, ancak işsizliği durduracak henüz etkin önlemler alınamadığı da bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Filmi seyrederken için için ağladım. Diğer taraftan bu terör nedeniyle toprağa verilen gençlerin annelerinin, babalarının yüreklerinin sızlamasının ne olduğunu düşündüğümde ise, çıldıracak gibi oluyorum.

Yazık bu ülkeye, yazık bu toplumlara. Kaybeden kardeş taraflar, kazananlar ise emperyalist güçler oluyor. Artık akan kanı durduracak adımlar atılmalı ve bölgeye huzur getirilmeli. Köyünde birkaç hayvanı, birkaç tarlası ile hayatlarını sürdüren vatandaşların geri dönüşleri ciddi anlamda sağlanmalı. Bölgeye ciddi yatırımlar götürülmeli ve taraflar arasında duyulan nefret ve kinin durdurulması için her kesimin harekete geçmesi sağlanmalı. Gerçekleri dile getiren “Güneşi Gördüm” filmindeki Kardelen (Berfin) çiçeğinin güneşe karşı sergilediği dik duruşu, taraflar da terörün durdurulması için çözümler bularak gösterebildiklerinde, bu ülkeye barış gelir ve kardeşçe bir arada yaşamaya devam edilir.

Etiketler

Yorumlar

Yorum Yapın !

Yorum yapmak için oturum açmalısınız.