Öğr.Gör.Nurhayat VAROL- Kişisel Web Sayfası
15
Temmuz
2020

Yerel yönetimlerde belediye başkanları bilindiği gibi seçimle göreve gelirler.

Yerel yönetimlerin işi zordur, yönetim risk alır, bazen kâbus dolu günler, aylar, yıllar geçer.

Bu tür görevler sorumluluk ister, ekip ruhu ile hizmet ve çalışmayı gerektirir.

Yöneticilerin vizyonlarının zenginliği ön plandadır, yaptığı işler halkın gözetimi altındadır.

Belediye başkanı hem yönetici hem de liderdir.

Yerel yönetimlerin elbette yükü ağırdır, sorumluluğu fazladır, şehrin alt yapısı, üst yapısında birçok husus belediye sorumluluğundadır.

Halka giden çoğu hizmetten alınan memnuniyet ve şikâyet yine belediyeye geri dönüttür.

Bir kente yapılabilecek hizmetin sınırı yoktur, ama olması gereken ivedi hizmetler vardır.

Bazen yapılan hizmetleri görmez acımasız eleştiririz, bazen Belediyenin yaptığı sıradan bir hizmeti de abartarak konuşuruz.

Ne olursa olsun belediye kulağını ve gözlerini kapatmamalıdır. Halkın sesine, sitemine, övgüsüne kulak vermelidir. Yapılan her uyarı belediye hizmetlerinin hanesine artı olarak yazılmaktadır.

Her seçimde biz vatandaşlar adaylardan birisinin arkasında durur, bazen tanımasak bile göklere çıkarır, diğer adayları yakinen tanımadığımız halde bazen duyumlarla, bazen önyargı ile yerden yere çalarız.

Öyle ki; yakın tanımadıkları adaylara körü körüne bağlananlar ya da yine tanımadıkları adayların arkasından olumsuz konuşmalarından dolayı yakın arkadaşlarını kıranlar olabiliyor.

Hatta aile bireyleri dahi seçilecek adaylar yüzünden sert konuşma ortamları yaratabiliyor.

Kısaca verilecek bir oy nedeniyle ilişkiler yara alır, kalpler kırılır, küskünlükler başlar.

Halk büyük hayaller ile seçim sandığına gider.

Herkesin yüreğinde yatan bir aday vardır.

Sonuçlar belli olur bazıları mutluluktan uçarlar, bazıları hüsrana uğralar.

Bu defa beklentiler başlar, verilen vaatlerin yerine gelip gelmediği takip edilir, önceki dönemler ile kıyaslamalar başlar.

Bazıları umduklarını bulur, bazıları ön yargılı oldukları için yapılan hizmetleri görmezden gelir, bazıları objektif pencereden bakarak yapılan hizmetleri de eksiklikleri de görür.

Belediye hizmeti mükemmel ise yönetici kim olursa olsun, görüşü ne olursa olsun, hangi parti mensubu olursa olsun takdir edilmelidir.

Vatandaş olarak eksiklik de varsa o da bildirilmelidir.

Bazen “dost acı söyler” misali yaklaşımı ile kurumu ya da kişiyi doğru iş yapmaya yönlendirir.

Ayrıca yönetici her an her yerde olamayacağına göre seslere kulak vermelidir.

Elazığ kamuoyu Belediyecilik anlamında da yıllardır umduğunu bulamamıştı.

Hatırlayalım en yakın tarih idi.

Çaydaçıra kavşağındaki alt geçit başlatıldığında yakın tarih verilerek biteceği vaat edilmişti.

Ancak mahkemelik bir durum ortaya çıkmıştı ve uzadıkça uzadı süreç.

Süreci uzatan tarafın üzerinde durmak istemiyorum.

Ama halk bir gerçeği yaşadı.

Özellikle akşam ve sabah mesai saatlerinde o çamur kavşaktan geçmek çile değil miydi?

Bir şeyler ihtiyacı gidermek için yapılırken acaba çıkarı olmayanlar tarafından çomak mı sokuluyordu?

Elazığ’ımız son yıllarda görsel anlamda, yol almaya başlamıştı.

Ordu evi kavşağı gündeme gelmişti.

Trafik yoğunluğunu hafifleteceğini umut ederek bekledik, ama karşımızda ne gördük?

Adı üst geçit olan ucube bir yapı…

Tam bir mühendislik rezaleti…

Mahalle sakinleri haklı olarak isyan ediyordu.

24 Ocak 2020 depreminde o mahalledeki evler nerdeyse tamamen yıkıldı, büyük alanlar ortaya çıktı, ama mühendislik harikası (!) bu geçit bütün çirkinliğiyle ortada kaldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum’un yıkım kararına doğrusu halk olarak çok sevinmiştik.

Bir yandan da maliyetini öğrenince hem daha çok sinirlendik, hem de o kadar paranın çöpe gitmesine içimiz yandı.

Basından öğrendiğimiz kadarıyla maliyeti 16 milyon TL. Yazık çok yazık, o nasıl vicdan…

Bari değseydi…

Sonra karar Ankara’dan bozularak duyuruldu.

Sevincimiz yarıda kaldı.

Demek ki başka kaynaklardan daha güçlü baskılar geldi.

Evet, halkın vergisiyle yapılan o yüklü meblağ ziyan olmasın diye düşünülmüş olabilir, ama hata en başta olur verenlerindi.

Mutlaka seçilip gelen her belediye başkanı hizmet verdi, hizmet vermeye çalıştı, kalıcı bir şeyler bırakmaya çalıştılar.

2019 Yerel seçimlerde şimdiki Belediye Başkanımız Sayın Şahin Şerifoğulları adaydı.

Kendisi çok gençti, verdiği mesajlar, vaatler dolu doluydu. A

caba deneyiminin olmayışı vaatlerini engeller mi? diye düşündürüyordu.

Bir de orta yaş ve deneyimli başkanları gördük verilen sözler uçup gitmişti.

Örneğin; PTT Meydanı hikâyesi gibi…

Sayın Şerifoğulları sıkıntılı bir kurum devir aldı.

Bir şanssızlık da 24 Ocak Elazığ depremi ile Elazığ her anlamda geri gitti.

Şerifoğulları bu süreçte evinde gece sadece birkaç saat kalabilmişti.

Ekranlarda zaten fiziksel yorgunluğu görülebiliyordu.

Pandemi dönemini fırsata çevirerek şehir merkezinde ana caddelerin değişim işlerini çabucak gerçekleştirildi.

Keban yolu Çaydaçıra kavşağından itibaren genişletme işlemi başlatıldı.

Elbette bir süre trafikte sıkıntı yaşanacak, ama yol yapımı hızla devam etti.

İmar yolu (Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı) telaşla önceki dönem trafiğe açılmıştı, ama nasıl teslim alınmışsa yolda çökmeler bitmiyor.

Sürekli tekrar dolgu yapılarak asfaltlanıyor, ama sonu gelmeyen çökmeler devam ediyor…

Yazık, günah vergilerimiz ile yapılan yollar artık her yıl yenilenmeye başladı.

İki hafta önce imar yolunda ciddi kazılar ve dolgular yapılıyordu, umarım çözüm olacak.

Yine imar yolunun devamı Harput Yoluna (Asker toplama Merkezi) kadar devam ediyor.

Yani Çaydaçıra mahallesi ile şehrin doğu tarafı arasındaki çift şerit yol trafiğe açıldı.

Ulaşımı şehir trafiğine girmeden kolaylaştırdı.

Şu an şehir hastanesine olan ulaşım da o yol üzerinden yapılabilmektedir.

İlerleyen zamanda Hastaneye kadar bulvarın devam etmesi gerçekleşecektir diye bekliyoruz.

Alternatif yol açılışlar ile trafik çilesi azaltmaktadır.

Teşekkürler Sayın Başkan Şerifoğulları.

Şehrin temizliği için çalışmalar günlük yapılmaktadır.

Sadece temizlik yapmakla olmuyor vatandaşın da duyarlı davranması gerekir.

Deprem sonrası yeni yapılanmada, aynı hassasiyeti göstermesini bekliyoruz.

Daha yeni yerleşim yeri olan ve şehrin nefes aldığı yerlerden birisi olan, ayrıca zeminin sağlam olması nedeniyle çok daha rağbet gören, dolayısıyla da uçuk fiyatlara satın alınan evler Çaydaçıra Mahallesi ve çevresindedir.

TOKİ zaten önceden o mahalleye binalarını yerleştirmişti.

Yeni yapılanmaya başlanmış olan o mahallede lütfen tıkış tıkış binaların yapılmasını engelleyin.

İzin vermeyin.

Böyle giderse birkaç yıl sonra yeni mahalleler de çarpık kentleşmenin kötü örneği olacaktır.

İnsanlar ihtiyaçlarından keserek biriktirdikleri, borç para alarak edindikleri ferah evlere giriyor sonra yanı başındaki belediye ye ait olduğunu bildikleri küçük parsellere apartmanlar dikiliyordu.

Bu hayal kırıklığıydı.

Size  güveniyoruz insanları bu anlamda da hayal kırıklığına siz uğratmayınız

Şehrin bahçeli, müstakil, sakin yaşanılan evlerinin olduğu yer denince ilk akla gelen bölge Doğukent Mahallesi yani Fethi Sekin Şehir Hastanesinin güney kısımlarıdır.

Küçük bahçelerinin olması bahçe özlemini gideriyor.

Şehir merkezinin havası ile kıyaslanmayacak kadar temiz ve yazın serin.

Doğrusu yazı sabırsızlıkla bekliyor oradaki evimizi bir kaç ay da olsa bahçe evi olarak kullanıyoruz.

Önceki Belediye Başkanı Sayın Hamza Yanılmaz zamanında evimizin karşı tarafında yer alan tarlanın belediye otobüs garajı olacağı haberini alınca, sıkıntı olacağını tahmin etmiştik.

Hem egzoz gazına maruz kalacaktık hem de gürültü olacaktı.

Belediye ait o kadar çok yerler varken, bahçeli evlerin yaklaşık 20 metre uzakta karşısına yapılmasına anlam verememiştik.

Eşim o zamanki idarenin bazı yetkilileri ile bu konuyu görüştü.

Verilen cevaplar oranın sadece metrobüslerin garajı olacağı, zaten metrobüslerin sayısının az ve mazot ile çalışmadıkları için gürültü ve kirliliğin olmayacağını söyleyince, inanmaz mısınız?

Ama tam tersi yapıldı.

Mazotlu otobüslerin garajı oldu, sadece o andaki tepkileri söndürmek için açıkça aldatılmıştık.

Havalar sıcak, pencere açık uyumak zorundayız. Sabah en güzel saatte erkenden hemen sitenin karşısındaki garajda (saat 05.30 ile birlikte) hareketlenme başlıyor.

Çünkü otobüsler seferlerine başlayacaklar. Anlaşılan o ki bazı otobüslerin kompresörleri boş olduğu için en az yarım saat veya bir saat rölantide çalıştırılmaları gerekiyor.

Bazı otobüslerin egzoz boruları evlerimize doğru döndürülüyor ve dolayısıyla evlerimiz egzoz dumanı ile durulmaz mekan haline geliyor.

Şoförler kendileri erken kalkmış ve herkesin de o saatlerde uyanık olduklarını sanıyorlar.

Sanıyorlar demek yanlış, başkaları umurlarında değil. Kendi aralarında sohbet ederken Sin-Kaflı konuşmaya neden gerek duyuyorlar, anlam vermek gerçekten zor.

Sonra hareket ederken bir de kornalarla birbirine selam vermiyorlar mi?

Gel de sabahları uyu…

O saatte mis gibi temiz ve serin hava varken, pencereleri kapatıp sıcak odalarda uyumak zorunda kalıyoruz.

Otobüsler garaja girer ve çıkarken ya çıkardığı toza ne demeli! Çünkü yerler toprak.

En azından oraya asfalt dökülse toz çıkmayacak.

Oysa ilk vaatlerde oranın asfalt olacağı da söylenmişti. Dahası garajın tel örgüsü ile 72. Sokağın asfaltı arasındaki 3 metrelik kısmın da asfalt yapılarak yolun rahatlatılacağı sözü verilmişti. Garaj öncesi ve sonrası tozun etkisi, evlerimizde mobilyalarımızda ve balkonlarımızda belli oluyor. Açık söylemek gerekirse, Doğukent’te 72. Sokak üzerindeki sakinler çile çekiyor.

Bu ızdıraplı yaşama layık görüldüğümüz için de bu ortamı yaratanlara hakkımızı helal etmiyoruz.

Olan oldu, garaj önceki bir belediye başkanlığı döneminde bizler kandırılarak müstakil ev olan evlerimizin karşısına yerleştirildi. Bari çalışanlar dikkat etmeli. Onlar sabah o saatte iş başı yapıyor diye bütün site sakinleri de ayakta olmasın…

Otobüslerin egzoz borularını illa da evlere döndürmelerine niye ihtiyaç duyuyorlar?

Neden sabah erkenden birbirlerine küfürler ederek yüksek sesle konuşuyorlar? Neden arabalarını harekete geçirirken selamlaşmak amacıyla kornalara basılıyor?

Neden söz verildiği halde 72. Sokak asfaltı ile garaj çiti arasındaki eni 3 metre bile olmayan yol kenarı asfaltlanmıyor? Neden tel örgünün garaja bakan kısmı çöplük haline getiriliyor? Neden bu garaj etrafına dikilen o güzelim ağaçlar sulanmayarak kurutuluyor? Maden kurutacaktınız niye o ağaçları diktiniz?

Güya garaj tel örgüsünün uygun yerlerine güvenlik amacıyla kameralar konulacaktı, kameralar nerede?

Önceki yönetim verdiği sözü tutmayan, halkına yanıltıcı taahhütlerde bulunan, göz boyayan, sadece o anlık çözüm üreten bir yönetim olarak zihinlerimize yerleşti.

Acaba bu garajı götürüp kendi oturdukları evin önüne koyarlar mıydı?

Asla. Pembe yalanlar söyleyerek halkına yerine getiremeyeceği taahhütlerle uyutan bir belediye yönetimi olarak önceki dönem zihinlerimize kazındı.

Çalışmalarını beğendiğim, Elazığ için gerçekten de yenilikler ve farkındalıklar yaratmak için koşuşturduğuna can-ı gönülden inandığım, yaptığı icraatlarla taahhütlerini yerine getirdiğini gördüğüm Sayın Şahin Şerifoğulları Başkanıma buradan sesleniyorum.

Verilen önceki taahhütleri yukarıda sıraladım.

Biz 72. Sokak sakinleri Belediye Garajı yapıldığı dönemde aldatıldık ve uyutulduk.

Bu garaj yüzünden camlarımız kapalı, bahçelerimiz toz altında, gece ve sabah erken saatlerde camlar kapalı olsa dahi gene gürültü nedeniyle uyuyamayan sokak sakinleri var.

Lütfen sesimizi duyunuz ve uygun çözümler üretiniz.

Etiketler

Yorumlar

Yorum Yapın !

Yorum yapmak için oturum açmalısınız.