Öğr.Gör.Nurhayat VAROL- Kişisel Web Sayfası

ACININ YOĞURDUĞU, SABRIN BİLEDİĞİ KADINLARIMIZ

10
Mart
2020

8 Mart Dünya Kadınlar Günü veya 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü diye andığımız bu özel gün Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası gündür. Anılan özel gün sadece kutlanacak gün olarak bilinir ve çiçek başta olmak üzere çeşitli hediyeler ile kadınlar anılır, kutlanır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tüm dünyada kadınların kutladığı uluslararası bir gün olmuştur. Oysa bana göre bu özel gün farkındalık günüdür. Günümüzde Dünya Kadınlar Günü bazı ülkelerde resmi tatildir, bazı ülkelerde protesto günüdür, bazı ülkelerde kadınlığı kutlayan gündür, bazı ülkelerde görmezden gelinen gündür. Neden 8 Mart tarihi diye sorulursa; geçmişi şöyle:

New York’da bir tekstil fabrikasında çalışan 40.000 işçi daha iyi çalışma koşullarına sahip olabilmek için 8 Mart 1857 tarihinde iş yerlerinde grev başlattılar. Polislerin olaya el koyması ve işçileri fabrikaya kapatması sonucunda çoğu kadın olmak üzere 129 çalışan işçi kötü şekilde can verdi. Vefat edenlere yapılan cenaze törenine 10 binin üzerinde insan katıldı. Avrupa’da yapılan bazı konferanslar sonucunda Dünya Kadınlar Günü diye bir günün anılması kararlaştırıldı. Tarihin 8 Mart olarak belirlenmesi  1921 yılında Moskova’da yapılan 3. Uluslararası Kadınlar Konferansında gerçekleşti.  1960’lı yılların sonlarına doğru Amerika Birleşik Devletlerinde anılmaya başlandı.  16 Aralık 1977 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edildi.

Türkiye’de kadın hakları 19. Yüzyılın ortalarından itibaren dile getirilerek kadınlar için yeni yaptırımları Ulu Önder Atatürk sağlamıştı. 1926 yılında çıkan medeni kanun çerçevesinde kadın hakları güvence altına alınmıştı. 1930 da belediye, 1933 yılında ihtiyar heyeti ve köy muhtarını seçme hakkı verilmişti. 1934 yılında da milletvekili seçme ve seçilme haklarını kazanmışlardı. 1935 yılında dahi Mecliste 17 kadın milletvekilinin olması dikkat çekicidir.

Cumhuriyet’in ilanından sonra kadınlar hukuk, tıp fakültesi gibi fakültelere kayıt olmuşlardı. Sayısı çok az da olsa doktorlar 1930 yılından itibaren görev yapmaya başlamışlardı.

Her alanda gelişmiş olan zenci ve beyazların yaşadığı Amerika’da beyaz kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1920 yılında verildi. Kadınların ¾ ü yıllarca düşük ücretle çalıştırıldı. Avrupa’dan bir örnek İtalya’da ise kadın evinin ve erkeğinin reisi gibi görünse de haklarını Türkiye’den sonra elde etmiştir. 1945 yılında seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştur. Rusya’da tarla, sanayii gibi ağır işlerde çalıştırılan kadınların nikah yapabilmeleri, ancak 1944 yılından sonra gerçekleşmiştir.

Farklı ülkelerdeki kadınların toplumda söz sahibi olmalarının tarihlerine bakacak olursak ülkemizde kadınların sosyalleşmesi ve haklarını elde etmesi anlamında hiç de geç kalınmadığı gerçeğini görmekteyiz.

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmalara göre dünyadaki işlerin %65 i kadınlar tarafından yapılıyor, toplam gelirin %10 unu ellerinde bulunduruyorlar ve bunlara karşın dünyadaki mal varlıklarının yüzdelik payı oldukça azdır.

Dünya Kadınlar Günü aslında bir dayanışma günüdür. İlgili günde çeşitli programlar yapılır. Paneller düzenlenir. Kadın ve kadın sorunları masaya yatırılır. Kadınların değeri anlatılır. Peki, sonuçta değişen ne olur?  Yine ezilen kadın, yine töre cinayetine kurban giden kadın, yine şiddete maruz kalan kadındır. Ev işinin yükünü omuzlarına alan kadındır. Çocuklarının sorumluluklarını seve seve alan, onları en iyi şekilde büyüterek kendisine, ailesine ve topluma faydalı bireyler olarak yetişmelerinde saçlarını süpürge eden yine kadındır.  Kocasına eş, kocasına arkadaş, kocasına sırdaş olan, onun sorumluluğunu alan, ona bazen anne şefkatiyle yaklaşarak koruması altına alan yine kadındır.

8 Mart tarihi kadına verilecek göstermelik hediyeden ibaret olmamalıdır. Kadın dayanışmasını, kadın gücünü, kadın özelliğini anlatan nice güzel etkinlikler gerçekleştirilebilir. İl veya bölge çapında güzel sanatlar etkinliklerinden resim sergisi, farklı el sanatları sergisi açabilecek yetenekli kadınlarımızı neden takdir etmeyelim? “Kadın Kariyer Günü” gibi etkinliği ile neden bu günü daha anlamlı yapmayalım? Müşfik kadınlarımızı, cephede savaşmış kadınlarımızı, başarılı kadınlarımızı neden anmayalım, karnında bebeği, sırtında yükü, sıcak havada bedeniyle çalışan kadını neden görmeyelim?  Bir kadının sorun ve sorumluluklarını anlatan konferanslar, paneller neden düzenlemeyelim? Kısaca biz kadınlara özel olan günü güzelleştirmek, onları bilinçlendirmek ve etkinliklerden faydalanmak, faydalandırmak, biz kadınların halen özlemidir.

Sorumluluğu olan kadın anadır, kadın cephede savaşandır, kadın savaşta top taşıyandır, kadın yaraları sarandır. Kadın anaçtır, kadın bacıdır, kadın ailedir, kadın eştir, kadın sırdaştır, kadın arkadaştır, kadın eştir, kadın yardıma koşandır, kadın bir parça ekmeğini paylaşandır, kadın hoşgörüdür, kadın sadece gözyaşlarıyla değil yüreğiyle ağlayan, yüreğiyle gülendir, kadın yürek güzelliğiyle mutlu olan ve mutlu edendir. Yükü ağırdır, bir o kadar da yükü kutsaldır.

Özel günlerde elbette anılmak, aranmak, tebrikleri almak güzel bir duygudur. Sadece duygusal anlamda bu mutluluk felaket yaşamış insanlar için çok da anlamlı olmayabilir. 24 Ocak tarihinde Elazığ’ımız 6.8 büyüklükteki depremle büyük yaralar aldı. Gördüğümüz gibi fiziki ve psikolojik sıkıntılar oldukça büyük. Annelerin sıkıntılarının kat kat fazla olduğunu görüyoruz. Bu yıl özel bir durum olduğu için ilimizde depremden dolayı mağdur olan kadınlara pozitif ayrımcılık anlamında bazı çalışmaların yapılmasını umut ediyorum.

Kadınların özgür olabildiği, kadına şiddetin olmadığı, kadına saygının olduğu, kadının aydın olacağı yıl olması dileğiyle…

Etiketler

Yorumlar

Yorum Yapın !

Yorum yapmak için oturum açmalısınız.